Aile Hukuku Final Sınavı Soruları ve Cevapları 2

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Aile Hukuk Final Sınavı Soruları ve Çözümleri

(İkinci öğretim öğrencileri)

OLAY I

Bay A ile Bayan B, bir iş toplantısı için gittikleri otelde tanışır ve kısa sürede evlenirler. Evlenmelerinden bir süre sonra, Bay A’nın, hiçbir sosyal ortam içinde bulunmak istememesi, kapalı bir hayat sürmesi ve sıklıkla gerçekte olmayan sesler duyduğunu söylemesi, bu evliliği Bayan B için çekilmez hale getirir. Aynı zamanda eşi için endişe duyar, onu bir psikiyatristle görüştürmeye ikna eder. Çeşitli tetkikler sonucunda Bay A’nın şizofreni hastası olduğu anlaşılır.

  1. 1. Bayan B’nin avukatı olsaydınız, evlilik birliğini sona erdirmesi için, ona hangi hukuki yola başvurmasını tavsiye ederdiniz? Nitelik ve koşullarını belirterek yanıtlayınız.

Cevap:Akıl hastalığı, özel, nisbi ve kusura dayanmayan bir boşanma sebebi olarak, MK.m.165’te düzenlenmiştir.

Akıl hastalığının boşanma sebebi olabilmesi için üç şartın bulunması gerekir:

i. Akıl hastalığı evlilik sırasında var olmalıdır.

  1. İyileşmeyeceği sağlık kurulu raporuyla tespit edilmiş olmalıdır,
  2. Ortak hayat, akıl hastalığı sebebiyle diğer eş için çekilmez hale gelmelidir.

Olayda Bayan B, eşinin akıl hastası olması sebebiyle, yukarıda sayılan diğer şartların da varlığı halinde, boşanma davası açabilir.

  1. 2. Bu hastalığın evlenmelerinden önce başladığının saptanması halinde, birinci soruda verdiğiniz yanıtta bir değişiklik olur muydu? Nitelik ve koşullarını belirterek yanıtlayınız.

Cevap: Akıl hastalığının ne zaman başladığının boşanma davasının açılması bakımından bir önemi yoktur. Önemli olan akıl hastalığının boşanma davası açıldığı zaman var olmasıdır. Ancak evlenmeden önce de bir akıl hastalığı var idiyse ve bu evlenmeden sonra da devam etmekte ise, akıl hastalığı boşanma sebebi olması yanında aynı zamanda bir mutlak butlan sebebi de oluşturur.

MK.m.133, akıl hastalığının kesin bir evlenme engeli olduğunu, akıl hastalarının, ancak hastalıklarının evlenmeye mani olmadığını gösteren bir sağlık kurulu raporu varsa evlenebileceklerini söyleyerek belirtmiştir. Eğer böyle bir rapor olmadan kişi evlenmişse, bu evlilik mutlak butlan ile batıldır. Nitekim MK.145/b.3 mutlak butlan sebebi olarak evlenmeye engel derecede akıl hastalığını da saymıştır.

Bu durumda, akıl hastalığının evlenmeden önce başladığının saptanması boşanma davası açılmasına engel olmaz. Fakat mutlak butlan davası açılarak evliliğin hükümsüzlüğü de Cumhuriyet Savcısı ve ilgililerin talebiyle sağlanabilir.

OLAY II

Bay A ile Bayan K evlenirler ve kısa süre sonra Ç isimli bir çocukları dünyaya gelir. Evlilikten umduğunu bulamayan Bay A bir süre sonra iş yerinde tanıştığı Bayan M ile evlilik dışı ilişki yaşamaya başlar. Bayan K’nın bu ilişkiden haberdar olması, çiftin sürekli kavga etmesine sebep olur. Bu kavgalar esnasında Bay A’nın zaman zaman Bayan K’ya şiddet uygulaması Ç’nin ruh sağlığını bozmuştur. Bay A, Bayan K’ya boşanmak için birlikte mahkemeye başvurmayı teklif etmiş; ancak Bayan K kendisine bu mutluluğu yaşatmayacağını söyleyerek teklifi reddetmiştir. Daha sonra Bay A boşanma davası açmış; bu davada Bayan K, Bay A’nın daha kusurlu olduğu ve boşanmak istemediğini söylemesine rağmen hâkim boşanmaya karar vermiştir.

  1. 1. Bay A boşanma davasını hangi sebebe dayandırmış olabilir? Bu sebebi ve şartlarını da göz önünde tutarak Bayan K’nın davada ileri sürdüğü iddianın hukuki niteliğini ve hâkimin neye dayanarak boşanma kararı vermiş olabileceğini tespit ediniz.

Cevap: Bay A boşanma davasını evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayandırabilecektir. Bu boşanma sebebi kusura dayanan bir sebep değildir. Dolayısıyla davalı taraf olan Bayan K’nın kusurlu olması gerekmez. Aynı şekilde davacı Bay A’nın kusursuz olması da şart değildir. Ancak davacının kusuru daha ağır ise davalı, açılan davada bu hususu defi olarak ileri sürebilir. Olayda Bay A’ya göre daha az kusurlu olan Bayan K’nın ileri sürdüğü iddia bir defi niteliğindedir. Bununla birlikte bu defiyi ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise, yani evliliğin devamında davalı veya çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa hâkim yine de boşanmaya karar verebilecektir. Olayda evliliğin devamında ne Bayan K ne de çocuk bakımından bir yarar vardır. Bu sebeple hâkim defi hakkının kullanılmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğine kanaat getirerek boşanmaya karar vermiştir.

  1. 2. Bayan K’nın Bay A’ya karşı boşanma davasından sonrası için herhangi bir talepte bulunması mümkün müdür? Mümkün ise şartlarını da belirterek açıklayınız. Mümkün değil ise sebeplerini de belirterek açıklayınız.

Cevap: Bayan K boşanma sonucunda maddî ve manevî tazminat ile nafaka talebinde bulunabilir. Maddî tazminat talebinde bulunan eş boşanmada daha az kusurlu olmalı ve davalı taraf kusuru ile boşanmaya sebebiyet vermelidir. Buna ek olarak davacının boşanma yüzünden bir zarara uğramış olması, Kanun’un ifadesiyle “mevcut veya beklenen menfaatleri”nin ihlâl edilmesi de gerekmektedir. Manevî tazminatın talep edilebilmesi için ise davalının kusurlu olmasının yanında, davacının kişilik hakkının saldırıya uğramış olması da gerekir. Yine daha az kusurlu olan taraf, yoksulluğa düşmesi halinde, diğer eşin malî gücü ile orantılı olarak yoksulluk nafakası da isteyebilir.

Olayda Bay A boşanma sebebi yönünden kusurludur. Bayan K’nın kusurunun Bay A’dan daha az olduğu da açıktır. Buna göre Bayan K boşanma yüzünden mevcut ya da beklenen bir menfaatinin zarar görmüş olması halinde maddi tazminat talebinde bulunabilir. Aynı şekilde Bay A’nın evlilik dışı ilişki yaşaması ve Bayan K’ya şiddet uygulaması, Bayan K’nın kişilik hakkına saldırı niteliği taşıdığından, Bayan K manevî tazminat da isteyebilir. Nihayet Bayan K yoksulluğa düşmesi halinde yoksulluk nafakası da talep edebilecektir.

OLAY III

Kocası Bay A’nın bir trafik kazasında hayatını kaybetmesinden 5 ay sonra bir çocuk doğuran Bayan E, çocuğu ölen kocası Bay A’nın nüfusuna kaydettirir. Ancak Bay A’nın annesi Bayan S çocuğun ölen oğlundan değil de, oğlunun yakın arkadaşı Bay N’den olduğunu düşünmektedir. Zira Bay A’nın ölümünden sonra Bay N Bayan E’yi teselli etmiş ve bu esnada Bay N ile Bayan E arasında bir yakınlık doğmuştur. Bayan S bu nedenle çocuğun doğumundan 8 ay sonra mahkemeye başvurur.

  1. 1. Olaydaki şartlar değerlendirildiğinde Bayan S’nin açtığı dava ne davası olabilir? Bayan S’nin açmış olduğu davanın davacı sıfatı ve dava açma süresi bakımından kabul edilip edilemeyeceğini açıklayınız.

Cevap: Olayda Bayan S’nin açtığı dava soybağının reddi davasıdır. Soybağının reddi, yenilik doğuran dava niteliği taşıyan soybağının reddi davasının açılarak babalık karinesinin çürütülmesini ve böylece çocuk ile baba arasındaki soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eder.

MK babalık karinesinin çürütülerek çocuğun soybağının reddedilmesine “soybağının reddi davası” olarak adlandırılan, açılma sebepleri, süresi ve dava açma hakkına sahip kişilerin kanun tarafından belirlendiği özel bir dava ile olanak tanımaktadır. Soybağının reddi davası açma hakkı kural olarak ilk planda koca ve çocuğa tanınmıştır. Ancak kanun belirli şartlarla koca ve çocuk dışındaki kişilere de soybağının reddi davası açma hakkı tanımaktadır. Buna göre dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi halinde kocanın anası da soybağının reddi davası açabilecektir.

Soybağının reddi davası için kanunda hak düşürücü süreler öngörülmüştür. Koca, soybağının reddi davasını çocuğun doğumunu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır. Kocanın dava açma süresinin geçmesinden önce ölmesi durumunda diğer ilgililer de bu davayı açması mümkündür. Olayda Bayan S soybağının reddi davasını çocuğun doğumundan 8 ay sonra açtığından ve kanunun saydığı diğer ilgililerin kapsamına dâhil olduğundan açmış olduğu davanın bu yönlerden kabul edilmesi gerekir.

  1. 2. Bayan S’nin dava açabileceği varsayımında bu davanın başarıya ulaşması için neyi ispatlaması gerekir? Bay A’nın ölümünden sonra Bayan E ile Bay N’nin aralarında gerçekten bir cinsel ilişki olsaydı, bu durum Bayan S’nin davayı kazanması için yeterli olur muydu?

Cevap: Olayda çocuk Bay A’nın ölümünden 5 ay sonra dünyaya gelmiştir. Evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla 300 gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır. Dolayısıyla olayda çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmüş olduğu görülmektedir. Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse, davacı kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır. Dolayısıyla olayda Bayan S’nin açmış olduğu soybağının reddi davasının başarıya ulaşması için oğlu Bay A’nın doğan çocuğun babası olmadığını ispat etmesi gerekecektir.

Kocanın baba olmasının imkânsız olduğunun ispatlanması ya koca ile ananın cinsel ilişkisinin imkânsızlığının ya da çocuğun kocanın cinsel ilişkisinden olmasının imkânsızlığının ispatlanması ile gerçekleşir. Olayda herhangi bir tıbbi yöntemin uygulanması söz konusu olmaksızın, kadının başka bir erkekle cinsel ilişkisinin bulunduğunun ileri sürülmesi, bu hususlar kadın tarafından ikrar edilmiş veya üçüncü kişilerin beyanları ile ispat edilmiş olsa dahi çocuğun doğumu ile kocanın cinsel ilişkisi arasında nedensellik bağının bulunmadığını ispatlamaya yeterli olmaz. Dolayısıyla olayda Bay A’nın ölümünden sonra Bayan E ile Bay N arasında gerçekten bir cinsel ilişki olsaydı ve Bayan S bunu ispat etseydi dahi bu, davayı kazanması için yeterli olmazdı.

OLAY IV

Ç’nin annesi ve babası vefat etmiştir. Bunun üzerine, sulh hukuk mahkemesi amcası A’yı, Ç’nin vasisi olarak tayin etmiştir. A, kendi işlerini geliştirmek için B bankasından bir miktar kredi çekmiştir. Bu kredi karşılığında Bay A, vasisi olduğu Ç’nin taşınmazı üzerinde B bankası lehine ipotek tesis etmiştir.

Aldığı kredi karşılığında A’nın, vasisi olduğu Ç’ye ait taşınmaz üzerinde banka lehine ipotek tesis etmesi mümkün müdür? Mümkün ise, nasıl bir yol izlemesi gerektiğini, eğer mümkün değil ise neden mümkün olmadığını açıklayınız.

Cevap: Ç’nin vasisi A’nın kendi işlerini geliştirmek için B bankasından aldığı krediyi teminat altına almak için Ç’nin taşınmazı üzerinde ipotek tesis etmesi; yasal temsilci ile temsil olunan arasında menfaat çatışması olduğunu ortaya koymaktadır. Böyle bir durumda, vesayet makamı (sulh hukuk mahkemesi) tarafından Ç’ye bir temsil kayyımı atanacaktır. Ç’ye ait taşınmaz üzerinde ipotek işleminin kayyım tarafından gerçekleştirilmesi gerekecektir. Sulh hukuk mahkemesince atanan kayyımın ipotek işleminin hüküm ifade edebilmesi için de vesayet makamının izni gerekecektir. Aksi halde ipotek işlemi geçersizlik yaptırımına maruz kalacaktır. İnceleme konusu olayda, bu izinlerin alındığına ilişkin herhangi bir veri mevcut olmadığından tescil edilen ipotek geçersiz olacaktır.

OLAY V

Ressam Bay A ile avukat Bayan K 1999 yılında evlenirler. Evlenmeden önce Bay A’nın banka hesabında 100.000 TL, Bayan K’nın banka hesabında ise 70.000 TL bulunmaktadır. 2001 yılında Bay A, 2000 yılında sattığı tabloların bedelleriyle 50.000 TL değerinde bir otomobil satın alır. 2002 yılında ise, Bayan K, evlenmeden önce banka hesabında bulunan parasıyla, bir halka açık anonim ortaklıktan 50.000 TL değerinde hisse senedi satın alır.

Eşler, 2002 yılında, kişisel mallarının gelirlerinin kişisel mal olarak kabul edileceğine ilişkin adi yazılı şekilde bir sözleşme yaparlar.

2003 yılında Bay A, arabasıyla trafik kazası geçirir. Bu kaza sonucunda araba kullanılmaz hale gelir. Sigorta şirketi S, Bay A’ya 30.000 TL tazminat öder. 2004 yılında Bayan K, konut fiyatlarının düşmesini fırsat bilerek, 100.000 TL değerinde bir ev satın alır. Evin bedelinin 30.000 TL’lik kısmı Bay A’ya trafik kazası sonucunda sigorta şirketi tarafından ödenen tazminattan, 70.000 TL’lik kısmı ise Bayan K’nın son iki senede elde ettiği kazançtan karşılanır. Bu ev satın alındıktan sonra çift burada yaşamaya başlar.

2005 yılında Bay A, bir bilgi yarışmasına katılır. Bu yarışmadaki 10 sorudan 8’ini doğru cevaplayan Bay A, 80.000 değerinde bir motosiklet kazanır. 80.000 TL’nin 10.000 TL kısmını oluşturan intikal vergisini ise Bayan K evlenmeden önce sahip olduğu banka hesabından karşılar. 2006 yılında Bayan K, evine 20.000 TL harcayarak kalorifer tesisatı ve alarm sistemi kurdurtur. Bu harcamanın 10.000 TL’lik kısmını Bayan K evlenmeden önce sahip olduğu banka hesabından, diğer 10.000 TL’sini ise evlendikten sonra kendi kazandığı paradan karşılar.

2007 yılının başında Bayan K’nın çocukluk arkadaşı Bayan X, Bayan K’dan kendisine 10.000 TL ödünç vermesini ister. Bayan K da hisse senetlerinin getirisi olan paradan 10.000 TL ödünç verir. Çocukluk arkadaşının ekonomik durumunun düzelememesi üzerine Bayan K, eşine danışmadan, Bayan X’i borcundan kurtarır.

Bay A ile Bayan K, 2007 yılı sonunda boşanmaya karar verirler. Açılan boşanma davası sonucunda, mal rejimi tasfiyesi esnasında Bay A’nın banka hesabında 200.000 TL bulunmaktadır. Bu hesabın içinde Bay A’nın evlenmeden önce sahip olduğu 100.000 TL de bulunmaktadır. Bay A’nın bilgi yarışmasından kazandığı motosikletin fiyatı 100.000 TL olmuştur. Bayan K’nın hesabında ise hisse senetlerinin getirisi olan 100.000 TL bulunmaktadır. Bayan K’nın hisse senetlerinin değeri ise 80.000 TL, evinin değeri ise 90.000 TL olmuştur.

  1. 1. Her bir eşin edinilmiş malları ve kişisel mallarını değerleriyle birlikte belirtiniz. Bu doğrultuda her bir eşin artık değerini ve katılma alacağını hesaplayınız.

Cevap 1: Bu sorunun çözümü, bu soruya özel hazırlanan cevap anahtarındadır.

Açıklama: Sevgili arkadaşlar, buradaki çözümler 2011 senesinde yapılan aile hukuku final sınavına ait cevap anahtarından aynen alınmıştır. Mal rejimi sorusu için özel olarak bir cevap anahtarı hazırlanmıştır. Ancak bu cevap anahtarı bende mevcut değildir. Sınav tarihinin üzerinden de belli bir zaman geçtiğinden artık söz konusu cevap anahtarını yayınlama imkanım bulunmamaktadır. Bu konuda kendine güvenen arkadaşlar var ise yaptıkları çözümleri yorum olarak sitede paylaşabilirler.

  1. 2. Bayan K, maliki olduğu fakat birlikte oturdukları evi satıp, parasıyla yatırım yapmayı ve kiralayacakları bir eve taşınarak orada yaşamayı planlamaktadır. Evin satılmasının mümkün olup olmadığını değerlendiriniz. Daha sonra yeni bir evde yaşamaya başlanması ile ilgili olarak evin seçimine ilişkin ilkeleri belirtip eşin tek başına evi kiralayıp kiralayamayacağını açıklayınız.

Cevap 2: K’nın maliki olduğu ve birlikte oturdukları ev aile konutudur. Medeni Kanunun aile konutuna ilişkin ilgili düzenlemesinde aile konutunun eşlerden biri tarafından diğer eşin rızası olmadıkça devredilemeyeceğine ilişkin hüküm mevcuttur. Dolayısıyla Bayan K aile konutu olarak kullanılan evi diğer eşin rızası olmaksızın devredemez. Aksi takdirde malik olmayan eşin izni ya da icazeti alınmaksızın yapılan işlem geçersizdir. Diğer eşin rıza gösterdiği varsayımında yeni bir konut elde edilmesi gündeme gelecektir. Medeni Kanunun ilgili hükmüne göre eşler oturacakları konutu birlikte seçeceklerdir. Aksi takdirde hakimin müdahalesini talep edebileceklerdir. Eşlerin oturacakları konutu birlikte seçme yükümlülüğü olsa da eşlerin her ikisinin de kira sözleşmesine taraf olması gerekmemektedir. Sonuç olarak, eşlerden sadece birisi de kira sözleşmesine taraf olabilecektir.



Yazar Hakkında

Muhammed ÖZCAN
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi | 2010 - 2014
 


Yorumlar (12)

  1. bahadır Cevapla |

    dostum mal rejiminin cevabı yok mu acaba ?

  2. iiii Cevapla |

    Yha bu ne biçim bir olay meslekten soğuttunuz be

  3. !! Cevapla |

    mal rejiminin cevabı yoook :(

    • ismihan gedik Cevapla |

      bn !. nfta sogudum bu meslekten :( bugünkü snawda çıkmaz inşallah :(

  4. tuğçe Cevapla |

    mal rejimiii :(

  5. Fulden Cevapla |

    Cok teşekkür ederiz bizimle bu olayları paylaştığınız icin fakat bende diğer arkadaslarim gibi mal rejiminin cevap anahtarını bulamadım yardımcı olursanız sevinirim

  6. mimilo Cevapla |

    Mal Rejimlerinin cevabı çok lazım ya!!!

  7. Mel Cevapla |

    Mal Rejimlerinin cevabı bana da lazım:((
    Çok da kapsamlı bir konu. Acaba yardımcı olabilir misiniz?

  8. süm Cevapla |

    Mal rejiminin cevabı hakkında yardımcı olur musunuz???

  9. mbk Cevapla |

    Bu soruya ozel olarak hazirlanmis cevap anahtari mi? Bu kadar ozel olmayana da raziyiz hani hic cevap yokk

  10. ezgi Cevapla |

    herkes bulduğu cevabı bari yazsın.karşılaştırırız en azından :)
    ben a’nın artık değerini 190bin
    b’nin artık değerini 160bin buldum.muhtemelen gene bi şeyleri eksik yaptım ama :)

  11. Gülsüm Cevapla |

    Ben A nın artık değerini 130.000 buldum; K nin artık değerini 110.000 buldum. Böylece K nın A dan 10.000₺ Katılma alacağı olduğunu buldum!
    Doğru mu emin değilim kontrol ederseniz çok sevinirim :)

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen...


 

Copyright © 2013 , All Rights Reserved

Sitedeki yazılar link vermek suretiyle kullanılabilir.

Designed by Web Directory. Thanks to Free Wordpress Themes