Borçlar Hukuku Genel Hükümler Vize Sınavı Soruları ve Çözümleri | Muhammed ÖZCAN

Borçlar Hukuku Genel Hükümler Vize Sınavı Soruları ve Çözümleri

Borçlar Hukuku Genel Hükümler (Yıllık)

Vize Sınavı (25.01.2012)

OLAY 1

Bay (M), sahibi olduğu apartman dairesini adi yazılı şekilde düzenlenen bir sözleşmeyle Bay(A)’ya satar. Satım sözleşmesinin yapılmasından hemen sonra Bay(A) dairenin bedelini öder, Bay(M)’de daireyi Bay(A)’ya teslim eder. Ancak Bay(A) dairede oturmaya başladıktan bir süre sonra daha uygun fiyatlı başka bir daire bulur ve Bay(M) ile aralarındaki sözleşmenin şekle aykırılık sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürer. Bay(M)’den parasını iade etmesini isteyen Bay(A), yeni bulduğu ve satın almayı düşündüğü daireye geçene kadar Bay(M)’nin dairesini boşaltmayı da reddetmektedir.

1. Bay(M) ile Bay(A) arasındaki sözleşme gerçekten de Bay(A)’nın iddia ettiği gibi geçersiz midir? Bay (M) ile Bay (A) arasındaki sözleşmenin geçersiz olması varsayımında, Bay (M)’nin parayı iade etmekten kaçınması hukuken mümkün müdür? Somut olayın şartlarını da dikkate alarak açıklayınız.

OLAY 2

Bay (A), 500.000 liraya kadar olan hukuki işlemlerinde Bay (T)’yi yetkili kılan bir yetki belgesi düzenleyerek Bay (T)’ye verir. Ancak Bay (A) , Bay (T)’nin temsil yetkisinin devam ettiği bir sırada geçirdiği trafik kazası sonucunda ölmüştür. Bay (A)’nın hayattaki tek yakını olan oğlu Bay(O), ölüm haberini alır almaz derhal Bay (T)’yi arayarak babasının öldüğünü ve Bay (T)’nin azledildiğini söyler. Ancak Bay (T) buna rağmen, durumdan habersiz X şirketi ile yapılan 400.000 liralık satım sözleşmesini, yetki belgesini de ibraz ederek, Bay (A) nam ve hesabına imzalar.

2. X şirketi kime veya kimlere karşı ne gibi taleplerde bulunabilir? Açıklayınız.

OLAY 3

Bay (A), B bankasından 40.000 Euro tutarında araba kredisi almış; Bay (R) söz konusu borç için kendi arabası üzerinde bir rehin tesis etmiş ve bir süre sonra Bay (K)’da aynı bor için B bankasına karşı Bay (A)’ya kefil olmuştur. Sözleşmeye göre Bay (A), B bankasına olan borcunu faiziyle birlikte 4 taksitte ödeyecektir. Bir süre sonra işleri bozulan Bay (A) almış olduğu kredinin son taksitini ödeyemez duruma gelir ve son taksit için belirlenmiş olan 23.04.2012 vade tarihini geçirir. Bu esnada Euro’nun değerinde Türk Lirası karşısında ani bir artış olur.

3. Bay (A), B Bankasına karşı borcunu 29.04.2012 tarihinde Türk Lirası üzerinden ve vade günündeki kur üzerinden ödemek istese, B Bankası bu ödemeyi kabul etmek zorunda mıdır? Kabul etmediği takdirde alacaklı temerrüdüne düşer mi?

4. Bay (A)’nın borcu vadesinde ödememesi üzerine Bay (R), bu borcu B Bankasına ödemiş olsaydı somut olay bakımından bunun hukuki sonucu ne olurdu? Bu ödemeyi Bay (K)’nın yapması halinde bu soruya vereceğiniz yanıtta bir değişiklik olur muydu?

OLAY 4

17 yaşındaki Bay (A), yaz tatilini geçirmek için eniştesi Bay(E)’nin Çeşme’deki yazlığına gider. Bay(A)’nın babası, Bay(E)’ye Bay(A)’nın ehliyetsiz araba kullanmaktan daha önce birden fazla ceza aldığını bu yüzden Bay(A)’ya karşı dikkatli olması gerektiğini söyler. Bir akşam Bay(A), yazlıkta yemek yerken, arkadaşı Bay(K) onu telefonla arar ve Alaçatı’da bulunan bir gece kulübüne gitmeyi teklif eder. Gece kulübünün bulunduğu yere toplu taşıma aracı bulunmadığını ve taksi masrafının da fazla olacağını düşünen Bay (A), herkes uyurken eniştesi Bay(E)’nin araba anahtarını bıraktığı salondaki masadan gizlice anahtarı alır. Arabayı çalıştırdıktan sonra Bay(A), derhal Bay(K)’yı arayarak, eniştesinin arabasını kullanmasına izin verdiğini, on dakikaya Bay(K)’yı yazlığının önünden alacağını söyler. Bay(A) ve Bay(K) sabaha karşı gece kulübünden çıkarlar. Dönüşte, Bay(A) fazla alkol aldığı için, onun kadar alkol almamış Bay(K), arabayı kullanır. Günün ağarmaya başlaması nedeniyle, farları yakmaya gerek görmeyen Bay(K), yolda giderken, yaya geçidinden geçmeye çalışan şarkıcı Bayan (Ü)’yü son anda fark eder. Bayan (Ü)’yü ezmemek için direksiyonu kıran Bay(K) virajı alamaz ve hem Bayan(Ü)’ye çarpar hemde otomobil şarampole yuvarlanır. Kaza sonucunda Bayan(Ü), omuriliği zarar gördüğü için felç olmuş; Bay(A) ve Bay(K) ise kazadan yara almadan kurtulmuşlardır. Bay(E)’nin arabasının zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmaktadır.

5. Bayan (Ü)’nün yaralanmasından kim veya kimler hangi sebeplerle sorumlu tutulabilir? Birden fazla kişi sorumlu olması halinde bu sorumluluğun bir özelliği söz konusu olur mu? Bu yaralanmadan sorumlu tutulabilecek kişi ya da kişiler hangi şartlar altında sorumluluktan kurtulabilirler? Açıklayınız.

6. Bayan(Ü)’nün;

-Nişanlısının,

-Bağlı bulunduğu müzik firmasının patronunun,  manevi tazminat talebinde bulunma imkânı var mıdır? 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu açısından ayrı ayrı değerlendirerek açıklayınız.

7. Uğradığı maddi zararların kapsamını belirttikten sonra, Bay(E)’nin zararın tazminini kim ya da kimlerden, hangi sebep veya sebeplere dayanarak, ne kadar süre içinde talep edebileceğini açıklayınız.

CEVAPLAR

S1. Bay(M) ile Bay(A) arasındaki sözleşme gerçekten de Bay(A)’nın iddia ettiği gibi geçersiz midir? Bay (M) ile Bay (A) arasındaki sözleşmenin geçersiz olması varsayımında, Bay (M)’nin parayı iade etmekten kaçınması hukuken mümkün müdür? Somut olayın şartlarını da dikkate alarak açıklayınız.

C1.  Olayda bir taşınmaz satım sözleşmesi vardır. Taşınmaz satım işlemi resmi şekilde ve tapuda yapılmak zorundadır. Olayımızda bu şekil şartına uyulmayarak sözleşme adi yazılı şekildeki yapılmıştır. Kural olarak kanunun ön gördüğü şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşmeler kesin hükümsüzdür.(BK m. 12/f. 2) “Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.” Bu hükme dayanarak sözleşme kesin hükümsüzdür diyebiliriz ancak somut olayımızdaki verileri değerlendirirsek yani: “Ancak Bay(A) dairede oturmaya başladıktan bir süre sonra daha uygun fiyatlı başka bir daire bulur ve Bay(M) ile aralarındaki sözleşmenin şekle aykırılık sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürer.” Bu iddia hakkın kötüye kullanıldığına işaret etmektedir. Şekil eksikliği sebebiyle hükümsüzlüğü ileri sürme hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ediyorsa kanun bunu korumaz (MK. m.2/f.2), sözleşme geçerliymiş gibi sonuç doğurur. Sonuç olarak olayımızda da bu durumun bir örneği yaşanmaktadır. Bay(A)’nın bu iddiası hakkın kötüye kullanılması durumunu oluşturduğu için bu iddia dinlenilmez ve sözleşme geçerliymişçesine sonuç doğurur.

S2. X şirketi kime veya kimlere karşı ne gibi taleplerde bulunabilir? Açıklayınız.

C2. Olayımızda Bay(A) 500.000 liraya kadar olan hukuki işlemlerinde Bay(T)’yi yetkili kılmıştır. Bay(T) üçüncü kişilerle Bay(A) nam ve hesabına hukuki işlem yapacak bu işlemden doğan hak ve borçlar tamamen Bay(A)’ya ait olacaktır. Temsil yetkisi ve kullanılması kısaca bu şekildedir. BK m. 43 şu hükmü içermektedir: “Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona erer.” Olayımızda da temsil yetkisinin devam ettiği bir sürede temsil olunan yani Bay(A) ölmüştür ve bu ölümle temsil yetkisi kendiliğinden sona ermiştir. Buna rağmen ölüm haberinden hemen sonra Bay(A)’nın oğlu Bay(O) hemen temsilci Bay(T)’yi arayarak babasının öldüğünü ve artık temsi yetkisisin de sona erdiğini bildirmiştir. Böylece temsilcinin kendisinin temsil yetkisinin sona erdiğini bilmeme durumu da bertaraf edilmiş oluyor. Buna rağmen Bay(T)’nin X şirketiyle Bay(A) nam ve hesabına yaptığı satım sözleşmesi yetkisiz temsil hükümlerine tabi olacaktır (BK m. 46, 47). Yani hak ve borçlar Bay(T) üzerine doğacaktır. Ancak bir istisnai nokta daha var o da temsilciye verilen yetki belgesi. BK m. 44 :”Temsilciye yetki belgesi verilmişse, yetkinin sona ermesi durumunda temsilci, bu belgeyi temsil olunana geri vermekle veya hâkimin belirleyeceği bir yere bırakmakla yükümlüdür. F.2: Temsil olunan veya halefleri, temsilcinin belgeyi geri vermesi için gerekeni yapmazlarsa, bundan dolayı iyi niyetli üçüncü kişilerin zararını gidermekle yükümlüdürler.” Bu hükme göre Bay(O) verilen yetki belgesini geri almada bir ihmali varsa, bundan dolayı iyi niyetli X şirketinin yetkisiz temsilci Bay(T) ile yaptıkları sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı(olumsuz zarar) tazminle yükümüdür. Sorumluluktan kurtulmak için, yetki belgesinin fiilen geri alınmış olması değil, geri alınması için gerekenin yapılmış olması aranmaktadır.

S3. Bay (A), B Bankasına karşı borcunu 29.04.2012 tarihinde Türk Lirası üzerinden ve vade günündeki kur üzerinden ödemek istese, B Bankası bu ödemeyi kabul etmek zorunda mıdır? Kabul etmediği takdirde alacaklı temerrüdüne düşer mi?

C3. BK m. 99/f. 3 :”Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” Bor vadesinde ödenmediği için seçim hakkı alacaklınındır. Vadenin geçmesinin hemen ardından Euro’nun Türk Lirası karşısındaki değer artışını da göz önünde bulundurursak bu ödemeyi kabul etmek zorunda değildir ve alacaklı temerrüdüne de düşmeyecektir

S4. Bay (A)’nın borcu vadesinde ödememesi üzerine Bay (R), bu borcu B Bankasına ödemiş olsaydı somut olay bakımından bunun hukuki sonucu ne olurdu? Bu ödemeyi Bay (K)’nın yapması halinde bu soruya vereceğiniz yanıtta bir değişiklik olur muydu?

C4. BK m. 127: “Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, aşağıdaki hallerde ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur: 1) Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde 2) Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği takdirde.

OLAY 3

1)

Somut olayda, (Ü), (A)’nın eniştesinden izinsiz aldığı bir aracın yaptığı kaza sonucunda yaralanmıştır. (Ü)’nün yaralanmasından sorumlu tutulabilecek kişiler ve sorumluluk sebepleri şu şekilde açıklanabilir:

  • (E), KTK. m. 85 uyarınca aracın işleteni olarak, (Ü)’nün yaralanmasından sorumlu tutulacaktır. Her ne kadar, (E) işleten olarak (Ü)’nün yaralanmasından sorumlu ise de, aracı çalınmış olduğundan dolayı KTK. m. 107/f. 1, c. 3 uyarınca kendisine sorumluluktan kurtulma imkanı tanınmıştır. KTK. m. 107/ f. 1, c. 3 şu şekilde kaleme alınmıştır: “İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasb edilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz”. Somut olayda (E), birden fazla kez ehliyetsiz araba kullanmaktan ötürü, ceza almış olan (A)’nın da kaldığı yazlıkta, (A)’nın babasının ikazlarına rağmen, arabasının anahtarlarını herkesin erişimine açık bir vaziyette salondaki masanın üzerine bırakmıştır. Diğer bir ifadeyle, (A)’nın izinsiz arabayı kullanmaya kalkışamaması için gerekli olan tedbirleri almakta ihmalkâr davranmıştır. Dolayısıyla, (E) bu sorumluluktan kurtulma imkânından yararlanamayacak ve (Ü)’nün yaralanmasından sorumlu olacaktır.
  • (A), KTK. m. 107/ f. 1, c. 1, çerçevesinde (Ü)’nün yaralanmasından sorumlu olacaktır. (A), (E)’nin arabasını, (E)’nin rızası olmaksızın elinden almıştır. Burada (A), eniştesinin arabasını sadece bir geceliğine kullanmak amacıyla çaldığı için, KTK. m. 85 uyarınca işleten sıfatına sahip değildir. Ancak, bu durum, (A)’nın yaptığı bu haksız fiilden sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu duruma dikkat çekmek isteyen kanun koyucu KTK. m. 107/ f. 1, c. 1’i sevk ederek, (A)’nın işleten olmasa dahi, işleten gibi sorumlu olmasını öngörmüştür. KTK. m. 107/ f. 1, c. 1 şu şekilde kaleme alınmıştır: “Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur.”
  • (K), çalınmış motorlu aracın yaptığı trafik kazasında sürücü konumunda olan kişidir. Çalınmış aracın sürücüsünün sorumluluğu KTK. m. 107/ f. 1, c. 2’de şu şekilde düzenlenmiştir: “Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur.” Somut olayda (A), (K)’ya arabayı eniştesinin izniyle aldığını söylemiştir. Burada, somut olayı şartlarına göre, bu beyanın üzerine (K)’dan aracın çalınmış olduğunu bilmesi ya da öğrenmesi için daha fazla bir özen göstermesi beklenemez. Dolayısıyla, burada (K)’nın sorumluluğu KTK.’ya değil, BK. m. 41’e dayanmaktadır. BK. m. 41, kusur sorumluluğunu düzenlemektedir. K’nın yaptığı kaza sonucunda (Ü) yaralanmıştır. Bundan dolayı hukuka aykırılık gerçekleşmiştir. Ayrıca günün ağarmasına rağmen, havanın hala karanlığa yakın olduğu bir zamanda, (K) farları yakmamış, bilinçli ihmalle davranmıştır. Ayrıca (A) kadar olmasa da (K) da  alkollüdür. Bu haksız fiil sonucunda (Ü) yaralanmış olup, zarar da hukuka aykırı fiille uygun illiyet bağı içinde gerçekleşmiştir. BK. m. 41’e göre (K)’nın sorumluluğu gerçekleşmiştir ve aksi (K) tarafından ispat edilemez.
  • Sigortacıya, zarar gören (Ü), KTK. m. 97 uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya talepte bulunabilecektir.
  • Yukarıda dile getirilen sorumlular ve sorumluluk sebepleri değerlendirilecek olursa, (Ü)’ye karşı
  • (E) ve (A) arasında tam teselsül bulunmaktadır. Bunun nedeni ise, birden fazla kişinin aynı hukuki sebepten dolayı (KTK. m. 107) sorumlu olmasıdır.
  • (E),(A) ile (K) ve sigortacı arasında ise eksik teselsül mevcuttur. Bunun nedeni ise, birden fazla kişinin ayrı hukuki sebeplerden (KTK. m. 107, BK. m. 41 ve KTK. m. 97) dolayı sorumlu olmasıdır.

2)

KTK. m. 90’a göre, manevi tazminat konusunda Borçlar Kanunun genel hükümleri uygulanacaktır. Öncelikle somut olayda bir yansıma zarar vardır.

  • 818 sayılı Borçlar Kanununa göre: Vücut bütünlüğü ihlal edilen kişi (Ü)’dür. Ancak manevi tazminat talebinde bulunmak isteyen ise (Ü)’nün nişanlısıdır. Başkasının vücut bütünlüğünün ihlalinden dolayı manevi zarara uğrayanlar bakımından hukuka aykırılık bağı kurulmuş olmaz. 818 sayılı Borçlar Kanununun 47. maddesi şu şekilde kaleme alınmıştır: “Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.”  818 sayılı Borçlar Kanununa göre, ancak bir yakınının ölüm halinde bir kimse elem acı, ızdırap, keder duyarsa, kendi adına, kendi manevi zararı için tazminat talebinde bulunabilir. Bir yakınının yaralanması halinde duyulan acı, kişiye manevi tazminat talebinde bulunma hakkı vermez. Ancak Türk- İsviçre hukukunda mahkeme içtihatları böyle bir durumda da duyulan acı ile haksız fiil arasında hukuka aykırılık bağı olduğunu belirtip, acı duyan kişi lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini de dile getirmektedir.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre: TBK. m.56/ f. 2 kanun koyucu tarafından şu şekilde kaleme alınarak başkasının vücut bütünlüğü ihlalinden dolayı elem, acı, ızdırap, keder duyan yakınlarının manevi zararları ile haksız fiil arasında hukuka aykırılık bağı kurulmuştur: “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Dolayısıyla, (Ü)’nün nişanlısı, (Ü)’nün omurilik felci olmasından dolayı duyduğu elem, acı, ızdırap, kederinin yani manevi zararının tazminini talep edebilecektir.

  • 818 sayılı Borçlar Kanununa göre: (Ü)’nün bağlı olduğu müzik firmasının patronunun böyle bir tazminat talebinde bulunması BK. m. 47 kapsamında söz konusu olmaz. Ü’nün bağlı olduğu müzik firmasının patronunun burada uğradığı zarar yansıma bir zarardır. Ancak Ü’nün felç olmasından dolayı bu firmanın patronunun uğrayacağı yansıma zararlarla (K)’in Ü’ye çarparak onu yaralaması arasında hukuka aykırılık bağı yoktur.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre:  Hayatın doğal akışında, patronla çalışan arasında patronun çalışanının yakını sayılmasını sağlayacak türden bir münasebet bulunmaz. Diğer bir deyişle, hayatın doğal akışı dikkate alındığında patron, çalışanının yakını değildir. Bu yüzden, hayatın doğal akışında, (Ü)’nün patronunun TBK. m. 56/ f. 2’ye dayanarak manevi tazminat talebinde bulunabilmesi söz konusu olmaz. Yakın kavramını çok geniş yorumlamamak gerekir. Yakın kavramının kapsamına yaralananın yakın ilişki içinde bulunduğu, eşi, çocukları, nişanlısı, annesi babası ve kardeşleri girer. Yakınlık açısından birlikte oturma karinedir. (Ü)’nün patronunun (Ü)’nün bu derecede yakını olmasından bahsedilmez.

3)

Trafik kazası sonucunda (E)’nin arabası şarampole yuvarlanmış ve pert (artık kullanılamaz) hale gelmiştir. Dolayısıyla, kullanılamaz hale gelen arabanın yerine yenisinin ikamesi için gereken meblağ (E)’nin uğradığı zararı teşkil edecektir. Ancak, araba amortismana tabi tutulan bir malvarlığı değeri olduğu için, bu amortisman miktarı yenisinin satın alınma değerinden düşülecektir.

(E), uğradığı zararı (K)’dan BK. m. 41’e dayanarak talep edebilecektir. (E)’nin uğradığı zarar KTK kapsamında bir zarar değildir. KTK.’nın kapsamına motorlu araçların işletilmesinin neden olduğu bütün zararlar değil, sadece bir kimsenin ölmesi, yaralanması ya da zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşyanın zarara uğraması durumundaki zararlar girmektedir. (E)’nin arabasının pert olması KTK. kapsamında bir zarar değildir. Dolayısıyla bu zararın tazmin talebi BK. m. 41 (genel hükümler)’e dayanmaktadır. Arabanın pert olmasına neden olan trafik kazasında sürücü konumunda olan (K)’dır. (K), arabanın pert olmasına, kusuruyla sebep olmuştur. (A)’nın arabayı çalmasıyla arabanın şarampole yuvarlanması arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı için (A), bu zarardan sorumlu tutulamayacaktır.

(E), bu zararının tazminini 818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesine göre, faili ve zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl, her halükarda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde K’dan talep edebilecektir



Yazar Hakkında

Muhammed ÖZCAN
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi | 2010 - 2014
 


Yorumlar (5)

  1. yyy Cevapla |

    olay 2: bay T sözleşmenin tarafı olamaz çünkü işlemi bay A adına ve hesabına yapmaktadır bu nedenle de taraf olamaz. Yetkisiz temsil hükümleri uygulanır. Bay A’nın ölümüylede temsilin sona ermesi ve dolayısıyla işleme onay verememesi ile bay T, X şirketinin zararını tazmin eder. Asla taraf olamaz. Bay O’nun belgeyi almada ihmali durumu saklı

  2. emine Cevapla |

    ben hukuk fakültesi okumak istiyorum şuanda 9. sınıftayım kazanmam için neler yapmam gerekiyor?

  3. Ali Cevapla |

    Olay 4′ün cevaplarını yazar mısınız?

  4. Recep KARA Cevapla |

    istanbul ünüversitesi hukuk fakültesi aftan faydalanan öğrenciyim. 30 yıllık sigortacıyım 5 yıllıkta hasar danışmanlık şirketim var
    4. soruda aracın mali masuliyet poliçesi çalınan aracların mesuliyetini kabul etmez.
    ancak burada hırsızlık sucu varmı ona bakmak lazım ihmal varsa (anahtarın alınabilecini düşünerek tetbir almamışssa işleten sorumludur ve sigorta şirketi 3. şahız maduriyetini gidererek işletene rucu hakkı doğar. mağdur hırsızlık neticesi mağduriyet uğradıysa garanti fonuna müracaatla zararını giderir. ancak bu olayda aracı şöförden alan ve durumu bilmeyen kişi alkolsüz ve ehliyetli ise sigorta şirketi felc olan arac dışı mağdura oran gösterir daimi maluliyet oranına ve yapılacak aktuerya göre tazminat öder.
    bu bir cevap değil acıklamadır. cevapları merakla bekliyorum. selamlar

  5. sinan Cevapla |

    30 yıllık sigortacıyım dedikten sonra kelimeleri düzgün yazamamak..

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen...


 

Copyright © 2013 , All Rights Reserved

Sitedeki yazılar link vermek suretiyle kullanılabilir.

Designed by Web Directory. Thanks to Free Wordpress Themes